Genel Kültür

Masonluk İle İlgili Mitler

Masonluk İle İlgili Mitler

Tarihin en eski kardeşlik örgütü olarak kabul edilen masonluk ile ilgili bilinenlerin sınırlı olması, topluluğun kendi sembollerinin bulunması ve sırlarını koruma esasına dayanan bir anlayış benimsemesi, topluluk hakkındaki mitleri de bir hayli arttırmıştır.

İnternette masonluk ile ilgili arama yapıldığında genellikle şeytana taptıkları, yeni dünya düzenini kurmayı hedefledikleri, dünyayı ele geçirme niyetleri, sapkın ritüelleri, gizli dereceleri vb. konularda çeşitli kaynaklara ulaşılabilir.

Mason üyeleri bu gibi fikirleri reddetseler de gizlilik esaslarına dayanarak bu konuda çok konuşmadıkları için, bu varsayımların da önüne geçilememektedir.

En çok merak edilen ve tartışılan konular arasında yer alan Masonluk ile ilgili mitleri bu sebeple sizler için araştırdık. Ancak mitlere geçmeden önce, masonluk üzerinde yoğunlaşan bu merakın ve sonucundaki komplo teorilerinin sebebini sizlerle paylaşmak istiyoruz.

Neden Masonluk Bu Denli İlgi Çekici?

Mason kardeşliğinin kendine has tokalaşmasının olması, ritüellerinin ve sembollerinin varlığı üstelik bunların kardeşlik dışındaki kişilere söylenmemesi kısaca masonlardaki gizlilik anlayışı ve kendi aralarındaki şifreli dil; masonluğun tam olarak bilinmesini veya anlaşılmasını engellemektedir.

Masonlar kardeşliğe girdikleri andan itibaren gizlilik yeminleri etmeleri ve topluluğun temel felsefesinin de bu gizliliğe dayanmış olması, masonların kimliklerini ve kardeşlikle ilgili konuşmalarına olanak vermemektedir.

Kardeşlik üyelerinden doğrudan bir bilgi aktarımının gerçekleşmemesi, diğer kişilerin merak ettikleri konularda hayal gücünü devreye sokmaktadır.

Merak edenlerin sayısı arttıkça, bu boşluklar doldurulurken daha ilgi çekici ve “Nasıl yani?” dedirtecek komplo teorileri kullanılmaya başlanmıştır. Özellikle masonlar ile ilgili kaynakların; kitapların, DVD ’lerin ya da diğer eserlerin daha çok satıldığının gözlemlenmesi, bu sürecin daha sistematik hale gelmesine sebep olmuştur.

Elbette tüm komplo teorileri varsayımdır, doğru değildir ya da safsatadır gibi yorumlar yapılamaz ancak aksi de henüz ispat edilmemiştir. Şimdilik masumiyet karinesinin geçerliliği kabul ederek, detaylara geçebiliriz.

Keçiler ve Masonlar

Orta Çağ döneminden beri keçinin Şeytanın sembolü olarak bilinmesi ve şeytana tapan büyücüler ile ilişkilendirilmesi, keçi sembolünün masonlar ile anılmasını sağlamış ve doğal olarak mason kardeşlerinin büyücülük ile suçlanmalarını da beraberinde getirmiştir.

Localarda keçilerin bulunduğu ve masonların kara büyü yaptığına dair bu suçlamalar masonlar tarafından reddedilen komplo teorilerinden biridir. Kardeşlik üyelerine göre masonik localar oldukça ciddi toplantıların yapıldığı ve kardeşlik değerlerinin yaşatıldığı yerlerdir; bu sebeple bu tarz bir suçlamanın kabul edilmesinin imkanı bulunmamaktadır.

Masonlar ve Satanizm

Masonların pagan tanrılarına ya da şeytana taptıkları, ritüellerinde kara büyü yaptıkları ve dine karşı oldukları kalabalık bir kesim tarafından iddia edilmektedir.

Masonluğun en bilinen sembollerinden birisinin pentagram olması, masonluğun atası kabul edilen Hiram Abif’in Hz. Süleyman ile ilişkilendirilmesi; bu teorileri mason karşıtları arasında oldukça güçlendirmektedir.

Özellikle Skoç ritinin yüksek derecelerinde Şeytan ile bağ kurulduğu ve şeytani güçlerin elde edildiğinin düşünülmesi de gerçekliği iddia edilen konular arasında bulunmaktadır. Masonların dinsizlikleri, ateistlikleri sıklıkla tartışılsa da elbette masonlar tarafından reddedilmektedir.

Bu konu biraz tartışmalıdır, şöyle ki; en başa dönecek olursak kimler mason olabilir sorusunun yanıtı bu konuda bir çıkış noktası oluşturabilir. Mason kardeşliğine üye olmak için öncelikle erkek olmak gerekmektedir.

21 yaşını dolduran her erkek mason kardeşliğine girmek için potansiyel aday kabul edilir. Ancak diğer bir kriter de “tanrı inancının olması” dır.

Burada devreye “Evrenin Ulu Mimarı” girmektedir. Masonlar kardeşlik üyelerinin hangi inanca sahip oldukları ile ilgilenmez, ateist olmadığı sürece dine inanmasa da herkes mason olabilir.

Özetlemek gerekirse masonluk, dinler üzerine değil deizm üzerine kurulu bir felsefeye sahiptir. Sembollerinin çoğunda ilahi bir gücün varlığına ve bu varlığa itaat etmenin gerekliliğine vurgu yaparlar.

Şeytana tapındıklarına dair komplo teorilerinin varlığı bir bakıma “ilahi güç” inancına dayanmaktadır. Tanrı kavramının “evrenin ulu mimarı” olarak nitelendirilmesi, septiklere “kastedilen şeytandır” deme imkanı vermektedir. 

Masonik İncil

Masonlar hakkındaki iddialardan bir tanesi de, şeytani öğretilerin yer aldığına inanılan  ve ritüellerinde kullandıkları düşünülen kendi İncillerinin bulunduğudur. Bu mit iki farklı teze dayandırılmıştır.

İlki, Hristiyan geleneğine bağlı mason localarında üstat mason olan kişileri anmak için İncil kullanılmasıdır. Birleşik Amerika Devletleri’nde 1611 yılında yayımlanan İncilin Kral James versiyonunda kardeşlik ile ilgili önemli tarihlerin bulunması; masonların kendilerine ait İncillerinin olduğu savının güçlenmesine sebep olmuştur.

İkinci tez ise mason localarında yapılan ritüellerin başlangıcında kutsal kitapların okunmasıdır. Bu kitaplar dinlere ait kutsal kitaplar olduğu gibi, öğretiler ile ilgili de olabilmektedir.

Fransa’da bulunan mason localarının bazılarına ateistlerin kabul edilmesi, masonların inançsızlığı adına komplo teorilerinin güçlenmesine önemli bir dayanak sunmuştur.

Bu locanın toplantılarında, sadece ateistler değil, dini inançları bulunan kişiler de bulunuyordu ve törenler esnasında kutsal kitaplar yerine sembolik olarak boş sayfaları olan bir kitap kullanılıyordu.

Ancak unutulmaması gereken bir konu var ki, bu loca diğer mason locaları tarafından tanınmıyordu ve faaliyetleri desteklenmiyordu.

Her Şeyi Gören Göz ve 1 USD

1 Amerikan Doları’nın arkasında tamamlanmamış Mısır Piramidi’nin üzerinde her şeyi gören göz sembolü bulunmaktadır ve bu sembol doğrudan masonlukla ilişkilendirilmektedir. Peki gerçek böyle midir? Masonik göz 1 doların arkasında bulunmakta mıdır?

Aslında bulunan sembol masonlukla ilgili değildir. Her şeyi gören göz ve piramit Amerika Birleşik Devletleri’nin mührünün bir parçasıdır. Üstelik bu sembolün üzerinde yazılan “annuit coeptis” kelimeleri de “Tanrı amacımıza destek verdi” anlamına gelmektedir.

Novus ordo seclorum” kelimeleri ise her ne kadar “a new wold order” yani “yeni dünya düzeni” olarak çevrilse de aslında “çağların yeni düzeni” anlamına gelmektedir.

Para üzerindeki mührün anlamına gelirsek; mühürdeki her şeyi gören göz figürü mason kardeşliğine üye olmayan Pierre du Simitiere tarafından tasarlanmıştır.

Üçgenin içine yerleştirilmesinin amacı ise Hristiyanlıktaki “baba, oğul, kutsal ruh” üçlemesine atıfta bulunmaktır. Göz ise doğrudan tanrıyı simgelemektedir. Tamamlanmamış piramit figürü ile de mısır piramitleri gibi binlerce yıl yaşayacak olan güçlü bir ulusun varlığının vurgulanmasıdır.

Masonlar ve Yeni Dünya Düzeni (New World Order)

Masonluğun eski ve kabul edilmiş ritleriyle ilgili öne sürülen birçok komplo teorisi bulunmaktadır. Bu teorilerden üzerinde en çok durulanlardan bir tanesi de yeni dünya düzeninin kurulmasına ilişkin olandır.

Yeni dünya düzeninin oluşturulmasından kasıt, masonların siyasetin her seviyesinde kontrol mekanizmalarının bulunması ve dünyaya hükmedecek otoriter bir rejime öncülük edecekleridir.

Temel amaçlarının dünyaya hükmetmek olduğu düşünülen masonların, dünyayı yöneten tek bir hükümet kurmak istedikleri ve hatta bu amaçlarını gerçekleştirmeye başladıklarına inanılmaktadır.

Bu varsayım kardeşlik tarafından şiddetle reddedilmektedir. Öncelikle mason localarında konuşulması yasak olan iki temel konu bulunur; bunlar din ve siyasettir.

Masonların siyasi oluşumlarla ilgisi bulunmamaktadır. Elbette mason olan kardeşlik üyeleri bireysel olarak aktif siyasette yer alabilir ki bu inkar edilebilecek bir konu değildir; tarih boyunca krallar ve bir çok devlet başkanlarının kardeşlik üyesi olduğu bilinmektedir.

Ancak bireysel tercihler ve mason üyelerinin siyasetteki rolleri mason kardeşlik topluluğuna mal edilemez. Masonlar örgüt adı altında siyasetten uzak durmaktadır. 

Masonluk ve Washington DC

Amerika Birleşik Devletleri’nin 44 Başkanından 14 tanesinin mason olduğu kanıtlanmış durumdadır. Amerika Anayasası’nı imzalayan 39 kişiden 13 tanesinin ve Bağımsızlık Bildirgesi’ni imzalayan 56 kişiden 9 tanesinin mason olduğu bilinmektedir.

ABD’nin başkenti olan Washington DC.’nin şehir planlamasını yapan Pierre Charles L’Enfant’ın mason olduğu ve yine masonluğu kesin olarak ispatlanmış olan George Washington ve Thomas Jefferson tarafından görevlendirildiği tarihi kayıtlarda bulunmaktadır.

Komplo teorisyenlerine göre Washington DC.’nin her yerinde masonik sembollerin olduğu, şehir planlaması yapılırken masonik sembollerin şehirdeki önemli binalarda kullanıldığı iddia edilmektedir.

Masonluk’ta Gizli Derece

Operatif masonlukta bilinen 3 temel derece vardır. Üstat masonluk seviyesine yükselmeyi başaran masonlar diledikleri takdirde “masonluğun felsefi dereceleri” yani ritlere devam edebilirler.

En yaygın ritlerden biri Skoç Riti olarak bilinir ve 33 dereceden oluşmaktadır. 32.dereceye kadar masonlar yükselebilir, yükselme taleplerini kendileri kardeşliğe iletebilir. Ancak 33. derece oldukça özel bir konuma sahiptir ve 32. derece adaylar kendileri bu dereceye yükselme talebinde bulunamaz.

Bu dereceye sadece aday gösterilebilirler diğer bir deyişle bu dereceye seçilirler. Ancak komplo teorisyenlerine göre masonluktaki felsefi dereceler 33. derecede son bulmaz, gizli bir derece daha vardır; o da 34. Derecedir.

34.derece diğer komplo teorileriyle sıkı sıkıya bağlı bir derecedir ve iddialara göre Şeytan’a tapıldığı, kara büyü yapıldığı, yeni dünya düzeninin Lucifer’a teslim edilmek için yapılan ritüellerin bulunduğu bir seviyedir.

Komplo teorisyenlerine göre bu seviyedeki masonlara “Yücelerin Yücesi” adı verilmektedir ve sembolü pentagramdır. Bu derece hakkında elde edilen bilgiler oldukça sınırlı olmakla beraber ritüellerinde kullanılan malzemeler (tütsü, mum ışığı, tuz, kükürt, kafatası, kılıç ve ip) ve ayin sırasında masonun giydiği kıyafetler ile ilgili varsayımlar yapılmaktadır.

Bu seviyenin gizli tutulmasındaki asıl sebebinin Sanhedrin’e giden yol olduğunun gizlenmeye çalışılması olduğu kabul edilmektedir. 

Masonlar ve Hollywood

Hür ve kabul edilmiş masonların felsefesini ve inançlarını gizli yollarla yaymak için Hollywood müzik ve film sektörünü kullandıkları; filmlerin ve müziklerin piyasaya çıkarılmadan önce kardeşlik tarafından denetlendiği hipotezi de oldukça yaygındır.

Müzik kliplerinde ve filmlerde bilinç altı mesaj veren semboller ve diyaloglarla mason propagandası yapıldığı ve masonların bu yapımlar aracılığıyla toplumun algısını değiştirdikleri düşünülmektedir.

Mozart’ın Zehirlenmesi

Mozart’ın hayatı boyunca mason kardeşliğine hizmet ettiği ve kardeşliğe girdiği 1784 yılından itibaren masonik değerleri benimsediği göz ardı edilemez.

Mozart’ın kardeşlikle olan bağlarının temelinde masonların entelektüel ve felsefi değerlerinin olduğu bilinmektedir. “Sihirli Flüt” eseri Mozart’ın masonlukla ilgili en çok tartışılan ve adı geçen eserlerinden biridir.

Bu eserinde sanatçının masonların sırlarını ifşa etmekten ziyade, mason karşıtlarını ve Papa 7. Celement’i eleştirdiği düşünülmektedir.

Diğer eserlerinde de mason törenlerindeki sembollerin izleri sıklıkla görülmektedir. Hayatı boyunca mason kardeşliğine hizmet eden Mozart, Masonik besteci olarak ün kazanmayı başarmıştır.

Sağlık durumu hiçbir zaman yerinde olmayan sanatçı, Prag’tan Viyana’ya döndüğü sırada zehirlendiğini düşündüğünü belirtmiş ve hastalandıktan kısa bir süre sonra vefat etmiştir.

Mozart’ın zehirlenmesine sebep olan kişilerin Masonlar olup olmadığı netlik taşımamaktadır. Ancak komplo teorisyenlerine göre opera eserlerinde masonik öğeleri kullanması ve kardeşlik değerlerine vurgu yapmasından ötürü, Mozart’ın bir grup radikal mason tarafından öldürüldüğü savunulmaktadır.

Albert Pike ve Dünya Savaşları

Konfederasyon Ordusu Generali Albert Pike’nin İtalya’nın devrimci lideri Guiseppe Mazzini’ye yazdığı mektupta açıkladığı fikirleri günümüzde de oldukça tartışılan masonik mitler arasında yer almaktadır.

Kendisi Skoç ritinde 33. Dereceye yükselmiş bir mason olan Albert Pike, üç dünya savaşının insanların Lucifer’a itaat etmesi için gerekli zemini hazırlayacağını yazmıştır.

Birinci Dünya Savaşı ile Çar devrilecek ve Rusya’da ateizmin kalesi kurulacaktır. İkinci Dünya Savaşı ile Faşistler ile Siyonistler savaştırılacak ve üçüncü Dünya Savaşı ile de Siyonistler ve Müslümanlar karşı karşıya gelecek böylece Lucifer dünyaya hakim olmak adına uygun ortama kavuşacaktır.

Komplo Teorileri Hakkında

Masonlar ile ilgili komplo teorileri bunlarla da sınırlı değildir. Bir grup komplo teorisyeni mason kardeşliğine Illuminati örgütünün hakim olduğunu ve dünya üzerinde bu örgüt üyelerinin kontrolündeki otoriter yönetimin getirilmesinin amaçlandığını iddia etmektedir.

Komplo teorisyenlerinin diğer bir iddiası ise 11 Eylül saldırılarının Masonlar ve Müslümanlar arasındaki savaşın bir parçası olduğu yönündedir.

Amerikan, Fransız ve Rus ihtilallerinin arkasında masonların olduğunu düşünen kişilerin sayısı ise azımsanmayacak kadar fazladır. Titanic yolcu gemisinin batmasından, Ay’a ayak basılmasına kadar tarihi olayların neredeyse çoğunun arkasında Masonların parmağı olduğu iddia edilmektedir.

Bu yazıda paylaşılan komplo teorilerinden herhangi birinin gerçekliğini ispatlayacak ya da kökten yalanlayacak somut bir delil bulunmamaktadır.

Bu fikirleri öne atanlar kendi tezlerini ispatlamak için çalışma yapsalar da sundukları delillerin objektifliği ve geçerliliği henüz kabul edilmemektedir.

Masumiyet karinesinin masonlar için avantaj sağladığı bu durum, kardeşlik örgütünün adının karalanmasını engellemektedir. Örgütün açıklanmayan amaçlarının bu denli merak uyandırmasına rağmen, masonların aksini ispat edememeleri, bu komplo teorilerini öne sürenlerin şüphelerini ve varsayımlarını güçlendirmektedir.

Durum böyle olunca mason kardeşliği ile ilgili soru işaretlerinin uzun bir süre daha giderilmeyeceği sonucuna rahatlıkla varılabilir. 

Masonluk İle İlgili Mitler
4,9 Puan
Değerlendirme

Yazar Hakkında

Peyman Mahouti

Peyman Mahouti Elektronik ve haberleşme mühendisliği alanında doktora yapmıştır. Bir çok araştırma ve uluslararası yayına imza atan Peyman Bilimin Sesi sitesinde son teknoloji ve bilim haber ve yazılarını paylaşmaktadır.

1 Yorum

Yorum bırak